• 27 Şubat 2019, Çarşamba 16:21

BİZE MAZLUMUN ZALİMLEŞMEMESİ GEREK

     Devlet terbiyesi, iş ahlakı, esnaflık, tarım ve hayvancılık kısacası kamu ve özel sektör diye ayırdığımız çalışma hayatımız zamanla kendilerine göre yazılı veya yazısız kanunlar oluşturmuş, hayatımızı bu kanunlara göre şekillendirmemiz istenmiştir.

 

   Bu kanunlar bazen iktidarın memuruna zulmetmesine, bazen de özel sektörün personelinin sağlığıyla tehlikeli bir şekilde oynamasına sebep olmuştur. İşte bu sebeple insanlar bir araya gelmiş, dernekler, sendikalar, federasyonlar vb. örgütlenmeler kurmuşlar.

 

    Zamanla bu örgütlerde işveren gibi  zalim olmuş haklının değil güçlünün yanında olmuş, kendi menfaatleri neyi gerektiriyorsa onu sahip oldukları toplumsal gücü kullanarak zorlada olsa almışlar.  Şimdi diyeceksiniz ki bunun neresinde sıkıntı var? 

 

 Kıt aklımla açıklayayım.

 Ortada bir pasta var ve bu pasta 5 kişiyi doyuruyor diyelim.  Beş kişiden biri de Herkül olsun. Herkül ben pastanın yarısını alacam sizde diğeri ile doyun derse ne olur?

 

  Güçlü ya ne derse olacak. Diğer yarısını da 4 kişi paylaşsın işte.

 

     İşte Türkiye’ de ne yazık ki sendikalar, örgütler veya federasyonlar hep bunu yapıyor. Bana zam isterken çiftçiyi düşünen bir tane memur veya işçi gösterebilir misiniz? Şimdi tersten bakalım olaya. Malını satarken memur veya işçiyi düşünen bir tane çiftçi gösterebilir misiniz?

  Bu toplulukların geneli 15 temmuzda halk gibi davranıp devletlerine sahip çıktılar. Hatta daha illeri gidip direkten dönen bir darbe girişimini engellemekte ön safta bulundular.  Ama ne yazıkki darbeden sonra devlet başkanımız at izi it izine karıştı dediği halde mazlum olduğu halde görevden alınan kimseye sahip çıkmadılar. Yine geçen hafta yazdığım gibi devlet babalığını yaptı da biraz olsun içimize su serpti. Görevden alınan 6000 den fazla memurumuz görevine iade edildi. Bir insan yanlış yapan kim olursa olsun karşısında en azından konuşabilmeli. Hele bu senin tarafındansa daha sesli bir şekilde konuşmaktan çekinmemeli. Bir insanın mazlumluğunu bildiği halde onu savunmayan kadar zalim kim olabilir ki. Mazlumluğunu bildiği halde ‘valla ben biliyordum zaten onda bişey vardı’ diyenden daha gaddar kim olabilir ki. Tersten bakalım zalimliğini bildiği halde aman ekmeğine zeval gelmesin diyenden daha aptal kim olabilir ki. Unutmayalım ki o zalim emellerini gerçekleştirebilseydi kimsenin gözünün yaşına bakmazdı.    

 

   Ben dünyanın en tehlikeli olayını MAZLUMUN GÜCÜ ELİNE GEÇİRDİKTEN SONRA ZALİMLEŞMESİ olarak görürüm.1500 lira maaşla çalıştığı için başbakanın veya cumhurbaşkanının aylık aldığı 10- 15 bin lirasına sürekli laf atan ve bunu kullanıp sendika başkanı olduktan sonra 15 bin lira maaş alanı da biliyorum. Ecevit’in Mercedes makam arabasına laf atıp jaguara bineni de biliyorum. 15 yıl başbakan şimdide cumhurbaşkanı olan bir adamın villasına laf atıp milyon dolarlık villada oturan gazete patronlarını da bilirim.

 

   Bakın şimdi insanların ekmeğine engel olan, istediklerini kovduran, içeri atan, fazladan mesai, ikramiye alan, dinimizi değiştirmeye çalışan, benden olmayan herkes ölsün umurumda değil diyen, Türkiye’nin asıl sahibi biziz diyen zalim zihniyeti Allah nasıl cezalandırdı. Bu 2016 yılı içinde almamız gereken en büyük dersti. O yüzden devletin asıl sahibi olan halkımız bundan sonrası için çok dikkat etmeli. Devletimizi yöneten idarecilerimiz, vekillerimiz her zamandan daha çok düşünerek bazı şeylerin altına imza atmalı. Mazlumken zalimleşmemeliyiz.

 

  Yönetici kim olursa olsun bu konuya çok dikkat etmelidir. Dört büyük halifenin hayatını ve yöneticiliğini iyi analiz etmelidir. Ebubekir’in doğruluğu, Ömer’in adaleti, Osman’ın hayası, Ali’nin ilmiye çizgisini çizmeli, böyle yaşamalı, böyle idarecilik yapmalı, toplulukları, kurumunu, işini, çiftliğini böyle yönetmelidir.

 

Amaç kimseyi kırmak değil. Sadece biraz tefekkür etmeye sevk etmektir. 17- 25 Aralık olaylarından sonra mazlumun zalimleşmesi diye bir yazı yazarak darbeyi gerçekleştiren guruba zalimleştiniz diye ikazda bulunmuştum. O guruptan bizi tanıyanlar ziyaretimize gelmiş ve meşhur sen bizi tanımamışsınla başlayan tehditlerini yapmıştılar bana. Bugün ise onlara yapılanların zalimleşmeden yapılması gerektiğini söylüyorum sadece. Hak edenin hak ettiği cezayı hak etmeyenin ise biran önce topluma karışarak tekrar devletle halkla barışık yaşaması dileğiyle.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık