• 27 Şubat 2019, Çarşamba 16:21

İSTİKRAR

Devlet babadır. Çocuklarını eğitmesi, ekonomik rahata kavuşturması, güvenliğini sağlaması, yanlış arkadaşlar edinmesini engellemesi, kötü işleri cezalandırması iyi yaptıklarını ödüllendirmesi, adil olması ve en çokta affetmesini çok iyi bilmesi gerekmektedir. İşte devlet baba bunları yaparken şeffaf olmalı kendi bireylerini dıştaki ve içteki her vakadan haberdar etmeli ve korumalıdır.

 

  Aslında her bir başlık için binlerce kitap ve makale yazıldığını,  binlerce insanla röportaj yapıldığını, insanların kanlarının oluk oluk aktığını, devletlerin köleleştirildiğini ve başkanlarının satın alındığını biliyorum. Okuduğum kaynaklar, izlediğim yayınlar, izlenimlerim ve dünya tecrübem  bana halk olarak ülkemde istikrarın sağlanması için nelerin yapılması gerektiğini birazda olsa öğretti. Ben dört başlıkta ülkemin istikrarının sağlanacağına inanıyorum.

 

  Birincisi; Adalet ve affetmeyi bilmek. Devlet babadır dedik. Baba en çok affetmeyi bilmeli. Affedici özelliğiyle toplumsal barışı sağlamalı. Bugüne kadar ne oldu ne bitti herkes biliyor. Hukuk devletlerinde hiçbir devlet yapılan bu kadar çok yanlışı cezalandırmaya muktedir değildir. Yine hukuk devletinde hiçbir devlet te devletini bu şekilde savunanları ödüllendirmeye muktedir değildir. Kaba bir hesap yapıyorum. Anayasamıza göre toplum içinde yaşayan 3 bireyden biri suçludur. Gel de cezalandır da altından kalk bu durumun. Geri kalan  iki kişiden bir buçuğu da devletini savunmak için canını ortaya koymuştur. Silahı eline almamış her fert affedilebilir bence. Devlet çıkacak diyeceki ben babayım, sen bir halt yedin, al sana bir tokat, otur oturduğun yerde, evlatlığını yap.  Yani hizaya sokacak. Ondan sonrada bir baba ne yapıyorsa devlette onu yapacak. Besleyecek, eğitecek ve yeniden topluma kazandıracak. Olmuyorsa sonra kapının önüne koymasını da bilecek.

 

İkincisi; Ekonomik istikrar. Geçen ay Bremen’de yaşayan insanlarımızla oturup sohbet ederken Mersedes’in büyüklüğünden bahsettiklerine şahit oldum. Onlarla uzun uzun sohbetler ettik. Değişik derneklerden, vakıflardan cemaatlerden insanlarla konuşma imkanımız oldu. Döndükten sonra Oturup biraz kafa yordum bu işe. Biz Almanları neden bu kadar ilgilendiriyoruz diye. Çünkü Almanların hiçbir zaman toprak olarak hedefi de olmamışız aslında. Eee, bizim Almanya’da her örgütten vakıftan ve cemaatten insanımızda var. Biz Almanya’yı karıştırmıyoruz da neden onlar bizim her işimize burunlarını sokuyorlar. Aslında sebebi çok basit. Bmw, Mercedes ve Vw nin yıllık cirosunda ve Frankfurt havaalanında her şey saklı. Araç şirketlerinin sadece 3 tanesinin Toplam ciroları 2014 yılında 430 milyar dolar. Türkiye’nin ise her şeyi topla 420 milyar dolar. 3 şirket tek başına Türkiye’den fazla. Şimdi biz dedik ya dünyanın hava trafiğini biz yöneteceğiz. Yani artık uçaklar Türkiye’ye inecek Frankfurt’a değil. 100 milyar dolara talip olduk. Bizim gezizekalılar ne dediler. Üç ağaç kestin sana üçüncü havalimanını yaptırmayız. Acaba bu gezizekalıları yöneten örgüt liderleri, vakıf başkanları Frankfurt’u yaşatmak için alman hükümetinden ne kadar para aldılar merak ediyorum. Kendi yerli otomobilimizi yapacağız, senin üç araba şirketinin 430 milyar dolar cirosuna ortağım deyince de o üç şirket bence bir milyar doları seve seve besledikleri örgütlerin liderlerine hediye ettiler. Ve o örgütler Türkiye’de bombalar patlattılar. Rockfeller ailesi tek başına bir trilyon dolardan fazla paraya hükmediyor. Gel de borsayı bu aileden koru.

Bizim de büyük şirketlerimiz olmalı. Sağ cebimizdeki parayı sol cebimize koyarak zengin olamayız. Dışardan cebimize para girmeli. Kimse halkımızı parayla terbiye etmemeli artık.

 

   Üçüncüsü; Güven ortamının tekrar sağlanması. İnsanlarımız ırk, dil, milliyet kavramlarını oturup tartışmalı. Bunu tartışırken de Yaradanın ‘ben sizleri kavimler halinde yarattım ki; birbirinizi daha iyi tanıyıp kaynaşasınız’ ayetini merkez alarak tartışmalı. Yüce Allah kitabında kavimleri ne için yarattığını açık açık beyan ediyor. Yeryüzünü Ruslar, Amerikalılar, Çinliler, Türkler, Kürtler veya Müslümanlar, Yahudiler, Hıristiyanlar için değil bütün  insanlık için yaratmış. İşte sırf bu yüzden kimse millet olarak kimseden üstün değildir. Geçen yazılarımdan birinde değinmiştim. Rahman ismi dünyada kim en çok çalışırsa en çok ona veririm değil miydi? Şimdi kimimiz ümmetçilik der, kimimiz millet der, kimimiz ulus der fark etmez. Ülkede istikrarın sağlanabilmesi için insanlarımızın birbirine artık güvenmesi ve bölgecilik, ırk, milliyet ayırımına bir son vermesi gerekmektedir. İçimizde fitne tohumları eken bütün sloganik laflardan uzak durmalıyız. Artık Türk’ün Türk’ten başka dostu var. Kürtler, Araplar, Lazlar, Çerkezler, kendini farklı gören Zazalar, daha Anadolu da ve Rumeli de yaşayan onlarca millet hepsi nerdeyse bin yıldır Türk’e dosttur. En azından ben biliyorum ki, Kayseri’den Göksel ve talip, Manisa’dan Tayfur, İstanbul’dan Hasan, Adana’dan Hakan ve Alparslan, Trabzon’dan Mustafa, Gökhan, Osman, Eskişehir’den Nuri, Cizre’den Zahit, Antalya’dan Hasan ve Yasin, Siirt’ten Fatih ve Onur, Elazığ’dan Zaza Apo. Ankara’dan Turan benim dostumdur. Daha binlerce arkadaşım var farklı milletten sayabileceğim. Güvenmeliyiz arkadaşlar birbirimize. İstikrar istiyorsak, kan istemiyorsak güvenmeliyiz. Zengin olmak,  İtalyanların ferrarisine bakmak istemiyorsak güvenmeliyiz. Uzaya gönderilen füzeye mal gibi bakmak istemiyorsak birbirimize güvenmekten başka şansımız yok.

 

Dördüncüsü; Eğitim.  Yani zurnanın zırt dediği yer. Herkesin belki de ilk sıraya koyacağı maddeyi en sona koydum. Ben eğitim sistemimize 15 Temmuzda küstüm. Tamamı eğitimli insanlar(canavarlar) tarafından yüzlerce insanımız şehit oldu, binlercesi de gazi. Hayatında okul okumamış insanların asla yapamayacağı caniliği sözde bu bilge, üniversite mezunu, aydın geçinen alçaklar yaptılar. Ben o yüzden eğitim sistemimize küstüm.  Ben bu eğitim sistemini alır, yerin yedi kat altına çakarım. Yepyeni bir eğitim sistemi istiyorum. İçinde ideolojinin olmadığı, faşizmin esemesinin okunmadığı, başka milletlere kancık denilmeyen, kadını veya erkeği yüceltmeyen, toprağı veya kişileri tanrılaştırmayan bir eğitim sistemi istiyorum. İnsan ne olmak istiyorsa o konuda eğitim veren, tarihçiye matematiği, bedenciye sinüs kosinüsü, din âlimlerine evrim teorisini dayatmayan yalın bir eğitim sistemi istiyorum. Kaportacı, betoncu, mobilyacı, hücrenin içini görebilen biyolojici, cebirin mantığını çözebilen matematikçi, geçmişe tarafsız bakabilen bir tarihçi yetiştiren eğitim sistemi istiyorum. Asker ve polis yetiştirirken mütevazılıği öğreten eğitim sistemi istiyorum. Beline silahı, cebine parayı koydun kral sensin diyen bir eğitim sistemi istemiyorum. Annesinin evine gönderilen bir bakraç yoğurda göre hüküm veren bir hâkimin yetiştiği eğitim sistemini istemiyorum. Üniversitelerde bilim istiyorum. Üniversitelerde Yaratıcıyı ret eden bir eğitim sistemini istemiyorum.  Öğrencilerine şunlardandır bunlardandır diye bakan bir şucu bucu akademisyeni istemiyorum. Üniversiteyi kendi ideolojik başarıları için okuyan öğrenciyi de istemiyorum. İsteyen istediği dilde okusun. İsteyen istediğini giysin. İsteyen istediğini düşünsün. İsteyen istediği mesleği seçsin. Eğitimde adaletsizlik yapıp cani, katil, cahil, geri kalmış bir toplum yetişmesine sebep olan eğitim sistemini de istemiyorum. Eğitimle ilgili çok güzel şeyler yazmak isterdim ama dediğim gibi ben 15 Temmuzda eğitime küstüm. Elimdeki elliden fazla belge ve diplomada benim gözümde artık işe yaramaz birer kâğıt parçasından ibaret. Nasıl barışırım onu da bilmem. Ya büyüklerimiz yamalı bohçaya dönen bu iğrenç eğitim sistemini elli yıl dokunulmayacak, her kesimin süper olmuş diyeceği bir sisteme çevirirler ya da Bitlislimin en yalın deyişiyle küserem bu sisteme.

 

  Bölgemde, ülkemde artık istikrarın sağlamasını istiyorum. Anaların, babaların meydanlarda vatan sağ olsun demesinden de, evlerinde ışıklarını kapatıp gizli gizli ağlamalarından da sıkıldım, bunaldım. İnsanlarımın akşam eve nasıl ekmek götürürüm demelerinden bıktım artık. İnsanımın bilinçli cahil bırakılmasından iğrendim artık. Üç sentlik hammaddeyle yapılan telefonu bin euroya almak istemiyorum artık. Siyasal İstikrar istiyorum. Ekonomik İstikrar istiyorum. Güvende istikrar istiyorum. Eğitimde istikrar istiyorum. Çok şey istiyorum biliyorum ama isteyenin bir yüzü vermeyenin iki yüzü kara diyorum. Vesselam.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık