Bugun...
24-10-2016 10:38:00 büyüt küçült

Fettah YEŞİLYAPRAK

YILANLARI YOK EDERSENİZ, MEYDAN FARELERE KALIR

Bir fiili gerçekleştirebilmek bakımından insanları iki sınıfa ayırmak mümkündür; yapabilenler ve yapamayanlar...

 

Yapanlar veya yapmak azmini gösterenler kendilerine hoş gelen ve yapmaktan zevk duyacakları fiilleri yapmak konusunda azimlidirler. Bu yolda çaba sergilerler ve sonuçta o fiili yaparlar. Yapılan fiil, eylem sonuçta iyi, vasat veya kötü olabilir. Bu tür insanlar yaptıkları ve vasat/kötü olan işlerden dersler çıkarıp, bir sonra yapacakları işleri daha özenle yaparlar ve sonuç öncekilerden daima iyi olur. "iyi" kavramı göreceli bir kavramdır. İyi nedir, nasıldır? tanımlamak zordur. Yaptığınız bir iş, bir eylem, ürettiğiniz bir nesne, söylediğiniz bir laf kimine "iyi" gelir, kimine de "kötü" Örneğin Yılan toplumun genelinde kötü ve soğuk bir hayvan diye bilinir. Ancak yılanlar tarla farelerini yiyerek tarımla uğraşan çiftçileri büyük zararlardan korur. Bu açıdan bakıldığında yılan "iyi" bir hayvandır. Ancak İnsanları sokup, zehirlemesi ve öldürmesi bakımından ise yılan "kötü" bir hayvandır.  Bir köy yerinde yılanların büyük oranda ortadan kaldırılması, insanlar üzerindeki potansiyel tehlikeleri bertaraf etmek bakımından iyi olabilir. Fakat unutmamak gerekir ki, yılan soyunun yok edilmesi fare soyunun aşırı çoğalmasıyla sonuçlanır. Bu da tarımla uğraşan insanlar üzerinde en az yılanın tehlikeli olması kadar tehlikeli ve zararlıdır. Bu durumda yılanları öldürmek ise en çok farelerin işine yarar, demek oluyor ki o zaman bütün meydanı farelere bırakmış oluruz… Burada şunu sorgulamak çok önemlidir, yılanları yok etmek iyi midir? Kötü müdür? Gel de çık işin içinden tabii ki çıkabilirsen.

 

Bir fiili yapmayan, yapamayan veya yapmak istemeyen insanlara bakınca genelde görülen durum şudur; bunlar bir iş yapmaya kalkışmazlar, taşın altına elini koymazlar ve dolayısıyla başarısız olmak gibi bir risk almazlar. Diğer taraftan, yapanları da devamlı eleştirirler. Eleştirilerinde haklı oldukları yönler de olabilir. Zira yapılan bir iş her zaman "mükemmel" olamayabilir. Yapamayanlar (gelin isterseniz muktedir olmayanlar diyelim) yapılan bir işin hep aksayan taraflarını görürler ve eleştirirler.

 

Onlar, iyi tarafı, kötü veya eksik tarafına ağır basan işleri hiç bir zaman taktir etmezler. Onlara göre bu türden işler kötüdür... Bir iş yapmayan hata da yapmaz derler. Ben bu yaygın inanışa katılmıyorum! Bence hiç bir iş yapmayan hayatının hatasını yapıyordur. İnsan (dişe dokunur) bir iş yapmadan yaşamını nasıl sürdürebilir? Daha açık olsun diye şöyle sormak istiyorum: insan üretmeden nasıl bir ömür geçirebilir?

Burada vurguladığım üretim yaşamın her dalında, her konuda yapılabilecek üretimlerdir. Gelelim bu yazıyı neden yazdığıma Sevgili arkadaşlar acaba bu konuya şu gözle bakmak veya bakabilmek mümkün olamaz mı: uzakta, dar ve kısıtlı imkanlar dahilinde bir şeyler yapabilmek için böyle bir işe soyunuyorlar ve kendilerince bir takım çalışmaları gerçekleştiriyorlar. Ama iyi, ama kötü ortaya bir şey koyuyorlar. Bir grup insan da (hiç birini tanımam) sürekli bu birilerini yazdıklarından dolayı eleştirip duruyorlar. Bu eleştiriyi yapanlar acaba yaşamları boyunca iki satır bir günlük, yazı, anı, deneme, mektup falan yazmışlar mıdır?

 

Eğer yazmışlarsa ne yazdıkları gündemle ilgili olarak ne kadar başarılı olmuştur? Kendilerince başarılı olmuşlarsa, hiç mi eleştiri almamışlardır? Elbette eleştiri yapılabilir, her şey eleştirilebilir. Eleştiri, gördüğünüz bir eksikliği karşı tarafa uygarca iletmek, duyurmaktır. Eğer bu şekilde yapılırsa karşı taraf da oturur, bu eleştirinin haklı olup olamayacağını düşünür, kafasında tartar ve hatasını, eksikliğini anlarsa bir sonra yapacağı ilk benzer işte aynı hatalara düşmez. En azından düşmemeye çalışır. Eleştirelim ama eleştirilerimiz yerli yerinde olsun. Eleştiri tarzımız uygarca ve insanca olsun. Böyle olsun ki eleştirdiğimiz kişi veya kurumlar bunları dikkate alsın ve üzerinde düşünsünler. Diğer taraftan, eleştiri almaktan da gocunmayalım, aldığımız eleştiriler üzerinde kafa yorup, düşünelim ve dersler çıkaralım. Ama çıkaracağımız dersler hiç bir zaman "BİR DAHA BÖYLE BİR İŞE KALKIŞIRSAM...." gibi fikirler içermesin. Böyle düşünürsek başta tanımladığım gibi yapanlar veya yapabilenler sınıfından yapamayanlar (muktedir olmayanlar) sınıfına gerilemiş oluruz. Sevgiler, saygılar...

Bu haber 4773 defa okunmuştur.
MAKALE YORUMLARI
haber arşivi
ANKETİMİZE KATILIN

Sitemizde Görmek İstediğiniz Haberler Nelerdiren

Yerel Haberler
Ulusal Haberler
Spor Haberleri
Köşe Yazıları
Ekonomi
Güncel
video Haber
foto Haber

Tüm Anketler
NAMAZ VAKİTLERİ
http://www.google.com/analytics