Bugun...
10-11-2016 18:45:00 büyüt küçült

Fettah YEŞİLYAPRAK

HIRSIZLIKLARINI KUTSAYANLAR

İnsanlık var olduğundan bugüne kadar temel bir sorun ve bu soruna endeksli kavga var yeryüzünde. Belki Adem’in yasak meyveyi yemesiyle yada bilmeden almasıyla başlayan ve tevbesiyle devam eden bir sorun; “hırsızlık”.

 

Konu hırsızlık olunca ister istemez iki taraf çıkıyor ortaya; “çalanlar ve çalanları koruyanlar”. Kavga da başlıyor böylece. Bir tarafta çalan ve çaldıklarıyla elde ettikleri güce dayanarak malı çalınanları ezenler. Diğer tarafta çalanlara karşı mallarını ve onurlarını korumak için gasp edilmiş haklarını arayanların mücadelesi.

 

Çok çeşidi bulunan bu hırsız takımından bazıları kamu malından çalarak elde ettikleri gücü, kendilerince ilahi bir güçle birleştirdiklerinde kendileriyle asla baş edilemeyecek bir kudrete ulaşırlar. Yani hırsızlıklarını kutsayanların statüsüne geçerler. Tabii ki haşa Yüce Allah hırsızlarla birlikte değildir. Ama hırsızlıklarını kutsayanlar Allah’ın kendileriyle birlikte olduğuna inanmışlardır. Hepsi Firavun’un soyundandır. Ne yapsalar Allah adına yaptıklarını sanırlar.

 

Kutsal hırsızlar İslamiyet’teki ilk güç denemelerini Hz. Peygambere karşı yapınca ilk ve son mağlubiyetlerini alarak hırsızlıklarına kutsiyet kazandıramadılar.

 

Hz Aişe’den rivayetle bu mağlubiyetleri şöyle olmuştur; “Kureyş’in Mahzum soyundan olup da hırsızlık yapmış bulunan bir kadının durumu Kureyş’e hayli endişe vermişti. Aralarında konuştuktan sonra Rasûlullah’ın dostu Usame’den başkasının cesaret edip de ona bu meseleyi arz edemeyeceğine karar verdiler. Usame elçi olarak Hz. Peygamber’in yanına gönderildi. Usame bu hususta Peygamber ile konuşmaya başlayınca Rasûlullah şöyle buyurdu: – Allah’ın tayin ettiği cezalardan biri hususunda şefaat mi ediyorsun? Sonra bir hutbe irad ederek şöyle devam etti:

 

“ Ey insanlar! Sizden evvelki ümmetleri ancak şu helak etmiştir: Onlar aralarında şerefli bir kimse hırsızlık yaptığı zaman onu bırakırlardı da zayıf olan bir kişi hırsızlık yaptığında ise ona (el kesme) cezasını tatbik ederlerdi. Allah’a yemin ederim ki eğer Muhammed’in kızı Fatıma hırsızlık yapmış olsaydı, muhakkak onun elini de keserdim. Sonra hırsızlık eden o kadınla ilgili emrini verdi de kadının eli kesildi.

 

Bundan sonraki her hamlede kutsal hırsızlar kazandı. Hatta Hz. Ali’yi savaşta yenemeyip “dinden çıktı” gerekçesiyle öldürtenler de aynı kutsiyetteydiler. Peygamberin bu kesin tavrının intikamını her zaman aldılar. Kendilerine “Tanrı’yı hırsızlığınıza karıştırmayın” diyen herkesi düşman ilan ettiler, yüzyıllarca kinle saldırdılar. Kutsal hırsızların gücüne karşı kafa tutanları, Tanrının yanında yer alanları ve soylarını kılıçtan geçirdiler. Öyle ki yıllarca Hz. Ali ve soyuna Cuma hutbelerinde küfrettirdiler. Padişahları katlettirip, düşmanla bir olarak koca Devleti yıktırdılar. Düşmanlarının ölümleri bile onları kinlerinden alıkoyamadı.

 

Kutsal hırsızları perişan eden ve “dinden çıkar sağlayanlar iğrenç kişilerdir” diyerek kutsiyetlerini tanımadığını açıkça ilan edenler halen bu arsızların baş düşmanları konumundadır.

 

Kutsandıkları için onlardan ve onların onayladıklarından başka kimselerin aralarında olamayacağına inanırlar.

 

Son bir kaç yıldır, bu kutsal hırsızlara kılıç çekenlerden birisi olarak bendenize de bitmek tükenmek bilmeyen bir kinle saldırıyorlar. Ağızlarından akan haram mahsulü salyalarına Allah’ın güzel adını karıştırıp yine kendilerini kutsuyorlar. Defalarca konuyu ele aldığımız halde sanki bu konuları ilk defa iddia ediliyormuşuz gibi gündeme taşıyorlar. Ama ne ilginçtir ki gündeme taşıyanlar da yine kutsanmış hırsızların ta kendileridir.

 

Öyle bir tuhaflık var ki ortada bir bakıyorsunuz, bu kutsal hırsızların keyifleri yerlerinde kimisi patron, kimisi milletvekili, kimisi müdür, kimisi müdür yardımcısı, kimisi genel müdür ve ne yazık ki bunlar halen doymuyorlar. Neden doysunlar ki oralara gelmelerini sağlayan yalanlarını ballandıra ballandıra anlatarak daha çok çalacaklar. Asıl suç bunların yalan söyleyip söylemediğini araştırmadan bir çok şeyi bildikleri halde bunlara o zemini hazırlayanlarda tabi.

Bu haber 4622 defa okunmuştur.
MAKALE YORUMLARI
haber arşivi
ANKETİMİZE KATILIN

Sitemizde Görmek İstediğiniz Haberler Nelerdiren

Yerel Haberler
Ulusal Haberler
Spor Haberleri
Köşe Yazıları
Ekonomi
Güncel
video Haber
foto Haber

Tüm Anketler
NAMAZ VAKİTLERİ
http://www.google.com/analytics