Bugun...
02-05-2018 12:36:00 büyüt küçült

Av.Sedef KOCAKAPLAN

AİLE KONUTUNA KONULAN İPOTEK KISITLAMASINDA DİĞER EŞİN RIZASI

Değerli okurlar;

Çoğunuzun bilgisi dâhilinde olduğunu düşündüğüm bir konu olsa da; bilgiler genel itibarı ile medyadan yahut kulaktan kulağa iletilen söylemlerden ibaret olduğu için daha detaylı ve doğru bilgiler aktarmanın faydalı olacağı kanaatindeyim. Bu haftaki konumuz; aile konutu üzerine konulan ipotek kısıtlamasında diğer eşin rızasının alınıp alınmaması gerektiği hususu ve rızasın alınmamış olması halinde başvurulacak yöntemlerin ne olduğuna dair açıklamalardan oluşuyor. Öncelikle aşina olduğumuz fakat manasını tam olarak bilemediğimiz aile konutu teriminin ne olduğunu açıklayalım;

Nedir Aile Konutu?

Aile konutu, bir ailenin fertlerinin birlikte yaşamak maksadı ile oturdukları, hayatlarını sürdürdükleri ve herkesçe bilinen ve aynı zamanda aileyi bir araya getirmesi hasebi ile manevi bir niteliği bulunan yerleşim yerlerine verilen isimdir. Yaşanılan yeri aile konutu olarak kabul etmek için resmi bir işleme gerek bulunmamaktadır. Belirtmiş olduğumuz tanıma fiilen uyduğu takdirde söz konusu her konut aile konutu sayılmaktadır.

Bununla birlikte eşlerden her biri Tapu Müdürlüğü’ne müracaat ederek konutun aile konutu olduğunu tescil etme hakkına da sahiptir. Bu işlem neticesinde konutun aile konutu olduğu herkesçe bilinebilecek bir vaziyet kazanmaktadır.

Aile konutu niteliğinde bulunan bir taşınmaz, eşlerden hangisinin adına kayıtlı olursa olsun; her iki eşin de rızası olmaksızın ipotek verilememektedir. Bu kısıtlamanın kapsamı bununla sınırlı olmayıp; Türk Medeni Kanunu’nda çok daha detaylı bir şekilde yer almaktadır. Kanuna göre; eşlerden biri, diğer eşin açık rızası bulunmadıkça, aile konutu ile ilgili kira sözleşmesini feshedememekte, aile konutunu devredememekte ve aile konutu üzerindeki hakları sınırlayamamaktadır. Bu sebepledir ki bankalar, kredi çeken ve karşılığında aile konutunu ipotek gösteren eşlerden diğer eşin de getirilmesini ve açık rızasının alınmasını talep etmektedirler.

Aile konutu üzerine konulan ipotek kısıtlamalarında diğer eşin rızası alınmadığı takdirde, ipotek işlemi hukuken geçersiz sayılmaktadır. Bu durumda rızası alınmayan eş dava açarak ipoteğin kaldırılmasını sağlama hakkına sahiptir. Önemle belirtmek gerekmektedir ki; tüm bu işlemler için aile konutunun tapuya şerh edilmesi zorunlu değildir. Tapuda aile konutu şerhi bulunmasa dahi, muvafakati alınmaksızın aile konutuna ipotek konulan her eş ipoteğin kaldırılması için dava açma hakkına sahiptir. Açılan davada evin aile konutu olduğu mahkemeye ispat ve izah edildiği takdirde, ipoteğin kaldırılması yönünde karar verilecektir.

Yukarıda yer vermiş olduğumuz kanun maddesinden de anlaşıldığı üzere, eşin rızasının alınması zorunluluğu sadece ipotek işlemleri için değil; satış ve kira ilişkileri için de gerekli bulunmaktadır. Bu bağlamda aile konutunun satışı ancak ve ancak her iki eşin de rızası ile gerçekleşebilecektir. Aksi halde muvafakati alınmayan eşin dava açarak satışı iptal etmesi mümkün olacaktır.

Medeni Kanunun öngörmüş olduğu bu düzenlemelerin esas maksadı, aile birliğinin korunmasına ve bekasını sağlamaya yöneliktir. Bu düzenlemeler sayesinde, aileyi bir arada tutan konutlar tek bir aile ferdinin iradesi ile kötü niyetli olarak elden çıkarılamayacaktır ve her ferdin konutta yaşama, yaşamını sürdürme, barınma hakkı yargı eli ile korunmuş olacaktır.

Esen KALIN..

Bu haber 514 defa okunmuştur.
MAKALE YORUMLARI
haber arşivi
ANKETİMİZE KATILIN

Sitemizde Görmek İstediğiniz Haberler Nelerdiren

Yerel Haberler
Ulusal Haberler
Spor Haberleri
Köşe Yazıları
Ekonomi
Güncel
video Haber
foto Haber

Tüm Anketler
NAMAZ VAKİTLERİ
http://www.google.com/analytics